Yazmayali yuzyillar oldu.
Cok uzuluyorum, ben buna basladim ve son kez dedim bu sefer; eger bu blog da yarim yamalak kalacaksa artik bir sey yazmam bir daha... O yuzden direnmeliyim, savasmaliyim!!!
Simdilerde instagram ile ask yasiyorum. Yalan yok, blog yazmaktan daha kolay, fotograf cek hooop at instagrama gitsin.
Artik her seyimi kaldirdim neredeyse. Evde ben Muhit ve paketler olarak yasiyoruz. Bu nedenle poz icin elimde yeterince malzeme olmuyor.
Servisleri bi guzel kolaladim, kaldirdim. Onlar da pakete girdiler. Sevimli oldu ama, de mi?:)
Sevgilerimle,
P.
23 Mart 2015 Pazartesi
20 Şubat 2015 Cuma
eski sandalye- yeni sandalye
Bu yazının konusu olan zavallı iki sandalyecik de babamın alalım alalım belki bir gün lazım olur diye ( bütün ailenin pis huyları bende toplanmış!) arabaya attığı, yine babaannemin bağışlamasıyla eve gelen eşyalar. üç yıldır dokunamadım. Önce boyadım, olmadı, beğenmedim, sonra eskittim ı ıh, göze güzel gelmedi, kumaşları ne olacak, kaplatmaya da göndermek istemiyorum, kıytırık kıytırık nasıl getirdin diyecekler, zaten kafamdaki şeyi paylaşmak istemiyorum, çünkü anlamıyorlar; ben de tamam o zaman dedim ve işe önce bir zımba makinesi alarak başladım.
Sonra iş kumaş bulmaya geldi. Ama nasıl tezcanlıyım, nasıl tezcanlıyım. Mümkün değil, dışarı çıkıp da kumaş aranamayacağım. O zamaaann, dedim, evdeki bu sefer de anneden aşırılan kumaşları meydana çıkardım. Fakat onların hiçbiri uygun değildi. En sonunda tadilata uğrayacaklar arasına attığım eski bir elbisem gözüme çarptı. Baktım, öyle pek de onarılacak bir yanı yok, hadi bakalım, denemelere başlayabilirim dedim. Zımba yapmak o kadar eğlenceli ki! Dikiş dikmeyi de çok severim ama zımba yaparken ki, baktın fazla mı geldi, kes çıkar o kısmını, baktın yamuk mu oldu, amaaaan canım, ne olacak (tabii ki bu kullanılan kumaşla doğru orantılı, aman yanlış anlama olmasın.) rahatlığı bana çok iyi geldi.
Sandalyelerin oturma kısımlarını hemen bir saat içinde kaplamış oldum. Muhit Bey bu işe pek mutlu değil, çünkü daha önceden sandalyenin üzerinde olan kumaş tam da tırnaklarını törpüleyebileceği dokulu bir kumaştı. Bkz, 1. resim. Şimdi her ne kadar denese de tırnaklarını kumaşa gömmeyi beceremiyor, gerçi o da azıcık tırnakların uzamasına bakar ama... Bakalım bir yolunu bulacak mı?
Bu arada her iki fotoğrafta da (Önce-Sonra), çalışma odamın incilerini döktüğümü fark ettim. Annem bu blogu görse, bu dağınıklığını insanlarla paylaşmaya utanmıyor musun diye paylayabilirdi beni:) Ama anlatamıyorum ki, çalışma odası dediğin dağınık olur, adı üstünde, çalışma var orada :)
Sevgilerimle,
P.
18 Şubat 2015 Çarşamba
ekmek kutusu
Bu seferki iş beni epeyce uğraştırdı. Gerçi benim üşengeçliğim ve yapılması gereken bir takım gerekli şeyleri yapmayıp hemen bitirmeye çalışmak da işin içinde elbette. Ama ne oldu, yapmadığım her şeyi ileri aşamalarda illa ki yapmak zorunda kaldım.
Ne yapmak gerekiyordu, zımparalamak ve astar atmak. Peki ben ne yaptım, hemen boyamaya geçtim. Her zaman kullandığım boyam bu kez beni hayal kırıklığına uğrattı. Sanki seyreltilmiş gibi bir türlü kapatmadı ahşabı. Fakat öyle ya da böyle ilerleyen aşamalarda o zımpara yapıldı ve o astar atıldı.
Sevgili "He he hee, yine pembe yapmışsın" dese de, hayır pembe değil kırmızı. Ha, ne fark eder, yine renkli bir şey oldu. Beyaz beyaz diye ölüp bitsem de sanırım içimdeki canavarı durduramıyorum.
Peçete dekupaj, boyama ve boya sonrası hemen eskitme yaptım. Boyanın kurumasını beklemedim. Bu sayede daha kolay eski hale getirebildim. Henüz üzerinde vernik yok. Yat verniği ile en son yaşadığım kötü deneyimden sonra bu konuda oldukça temkinli davranmaya çalışıyorum.
Tam olarak bitmedi gözümde aslında, ufak tefek birkaç ekleme gerekiyor sanırım. Ama uzun zamandır masamda, aklımda duran bir şeyi daha neredeyse tamamlayıp kenara koyabileceğim. Bu bile hiçbir şeye yetişemediğimi düşündüğüm bir dönem için beni motive ediyor.
Ne yapmak gerekiyordu, zımparalamak ve astar atmak. Peki ben ne yaptım, hemen boyamaya geçtim. Her zaman kullandığım boyam bu kez beni hayal kırıklığına uğrattı. Sanki seyreltilmiş gibi bir türlü kapatmadı ahşabı. Fakat öyle ya da böyle ilerleyen aşamalarda o zımpara yapıldı ve o astar atıldı.
Sevgili "He he hee, yine pembe yapmışsın" dese de, hayır pembe değil kırmızı. Ha, ne fark eder, yine renkli bir şey oldu. Beyaz beyaz diye ölüp bitsem de sanırım içimdeki canavarı durduramıyorum.
Peçete dekupaj, boyama ve boya sonrası hemen eskitme yaptım. Boyanın kurumasını beklemedim. Bu sayede daha kolay eski hale getirebildim. Henüz üzerinde vernik yok. Yat verniği ile en son yaşadığım kötü deneyimden sonra bu konuda oldukça temkinli davranmaya çalışıyorum.
Tam olarak bitmedi gözümde aslında, ufak tefek birkaç ekleme gerekiyor sanırım. Ama uzun zamandır masamda, aklımda duran bir şeyi daha neredeyse tamamlayıp kenara koyabileceğim. Bu bile hiçbir şeye yetişemediğimi düşündüğüm bir dönem için beni motive ediyor.
Yarın benim doğum günüm, ve Tanrı biliyor, tek bir dileğim var.
Sevgilerimle,
P.
31 Aralık 2014 Çarşamba
Bol örgülü bir dönem- Bol çiçekli bir atkı
Eğer ki mevsimden sonbahar, aylardan aralık ise, hediye zamanı gelmiş demektir. :)
Yeni yılınız kutlu olsun.
Ömrünüz güzel olsun.
Sevgilerimle,
P.
Bol örgülü bir dönem- Renkli battaniye
Kış dediğin battaniye mevsimidir. Ama artık, öyle eski tip sevimsiz battaniyeler değil, hele ki sadece bedenimizi sıcak tutsun diye hiç değil. Battaniye dediğin insanın ruhunu da ısıtmalı, yumuşacık olmalı...
Dolgu boş modeli ile yapıldı, model çok basit fakat çok kullanışlı. Renkler de güzel olduktan sonra, ortaya beğenilerek kullanılan bir ürün çıkıyor.
Kedimiz de durur mu, yeni bir şey yapılmış, bir yerlere serilirlen orada kıpır kıpır bir şey var, hemen gitmeli, üstüne oturmalı, yatmalı, onu koklamalı...
Bir de gidip tam merkezine oturmak...
Battaniyeyle birlikte kendini de hediye edecekmiş, kendini paketlediğine göre. Fotoğrafta görünen o! :)
Sevgilerimle,
P.
Bol örgülü bir dönem- Hızlı ve kolay bir atkı
Yine ben bir gün internette dolaşırken bir atkı modeli ile karşılaştım. Allah allah, nasılmış ki bu acaba derken bir başladım bir baktım. Aaa, atkı bitivermiş. Çok kolay çok pratik ve çok da kullanışlı bir model.
![]() |
| Model internetten alınmıştır. |
Şimdi ben bunu buraya yükledim ama, bu benim kendi çizdiğim bir motif değil, yanlış anlaşılma olmasın. Ben sadece uygulayıcıyım. Alalı uzun bir süre olduğu için hangi web sayfasından aldığımı da bilmiyorum ama sanırım google amca bize bu konuda yardımcı olur, herhalde atkı modeli diye aratmışımdır.
Atkının uçlarına püskül olarak zincir çekip ucuna da çiçek motifi yaptım. Dzü saçaklardan daha iyi durdu.
Bu da paketlendi ve hediye olarak verildi.
Herkese atkı öreceğim, herkesi atkıya boğacağım.. :)
Yeni yıl...
Kutlu ol e mi!
Sevgiler,
P.
Bol örgülü bir dönem- Çiçek motifli atkı
Uzun zaman, uzun ara, yapılacak başka işler, fotoğraf çekmeye üşenmek dolayısıyla buraya bir şey yazmayı boşlamak. Yazısız geçirdiğim bu dönemde herhangi bir şey yapmadım mı, yaptım. Boyadım, ördüm, kanaviçelerim vardı mesela, onları bitirdim. Ama iş fotoğraf çekmek ve bir iki cümleyle yapılanları yazıya geçirmek olunca maalesef burası boşta kaldı.
Bu atkıyı internette görmüştüm. Motif zaten bildiğim ve daha önceden yastık ya da süsleme yapmak için kullandığım bir motifti. Hem kolay hem de pofuduk pofuduk sevimli bir model.
Elimde çok yün var, bir an önce bitirmek istiyorum ama bir yandan da yeni yıl yaklaşıyor, birilerine hediye vermek istiyorum, o yüzden bu ara örgülere ağırlık verdim. Bir iki gün içinde bitti, ben de uyduruk bir fon yaratıp fotoğraflarını çektim.
Kenarlarındaki yaprakların yeşili için çok düşündüm. Elimde bir kaç ton yeşil vardı, ancak hiçbiri istediğim gibi uyumlu olmadı. Bu yeşil için de tereddütlüydüm, çok partkal olacaktı, çok mu sırıtacaktı. Ama sonra örmeye başladım. Kötü olduğunu düşünmüyorum, aksine atkıyı daha da canlı hale getirdi fıstık yeşili yapraklar.
Fotoğraflama yapmak çok zor. Renkleri ve ışığı ayarlamak, doğru bir şekilde fotoğraf çekmek, göze hoş gelmesini sağlamak. Şimdi herkes çok iyi fotoğraf çekebilmeye başladı, neredeyse herkesin profesyonel makineleri var ya da photoshop programlarını hayatımızın bir parçası gibi kullanıyoruz artık. Dolayısıyla çıta çok yükseldi, fotoğraf çekmenin adabı değişti. Özensiz olmamak gerekiyor artık. E bu da daha çok emek demek.Hediye vermeyi seviyorsanız, el emeğini seviyorsanız, günümüz dünyasında makineleşme ile yapılan şeylerin yanında kendi yaptığınız hediyeler daha kıymetli oluyor.
Ne yalan söyleyeyim, başlangıcından sonuna dek kendi yaptığım bir şeyi kendim paketleyip sunmak beni de daha çok mutlu ediyor.

Mutlu bir yıl olsun, hepimize,
Sevgilerimle,
P.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



































