ahşap boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahşap boyama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2015 Salı

Ben bir sehpa boyadım

Önüm,arkam, sağım, solum, deniz!

Bir yandan yaz mevsimini deliler gibi özlerken diğer yandan da artık anlamını yitirmiş bir dönemin nesini özlüyorum diye düşünüyorum. Nerede kaldı o aylak zamanlar... Nerede kaldı gece yarılarına kadar yazlıkta dolanıp sabahın köründe eve gelip de ertesi sabah uyanıp koşa koşa denize gittiğimiz günler. Yok artık, bitti...

Artık sekiz-beş var hayatımızda. Altı buçukta kalkmalar, resmi giyinmeler, otoriteler ve boyun eğmeler var.

Memur olmanın bizim ülkemizde ciddi kısıtlılıkları var. Başka ülkelerde de öyle midir, bilemiyorum ama biz ne düşündüğümüzü ifade bile edemeyecek bir konumdayız. Sosyal medya hesaplarında paylaşılan eleştirel düşüncelerin tahammül dahi edilemediği bir yerdeyiz. Biz mülakata girerken profil fotoğraflarımızdaki alkollü ortam içerikli fotoğraflarımızı kontrol etmek durumunda kalmıştık, silindi, saklandı, utanılacak şeylermiş gibi. Kendimiz gibi olmamız değil, kalıba uymamız önemliydi. Nitekim uyduk mu uymadık mı bilinmez ama gidiyoruz bu yolda, işte.

Hoppala! Buralara nerelerden geldik acaba? Deniz, kuş, böcek? Neredeler?

Ben yine bir zigon sehpa boyadım. "Eskici geldi haaanııım." diye spotçuları dolanasım var, elimdeki eskileri bitirip keşfe çıkacağım.

Lafa ilk başladığım gibi, denizle alakalı her şeyi seviyorum, eşim de öyle. Bu şablonu da çok sevmiştim, sehpaların üzerinde uygulamak istedim.




Sehpaları zımparaladıktan sonra Polisan X1 beyaz boyayla rulo fırça kullanarak boyadım. Kaç kat diye sorarsanız, çokça kat.... Kahverengi boyalı sehpalar zor kapanıyor, birkaç kattan sonra tamam, iyi oldu demeye başladım.


Sehpaların renginin oturduğundan iyice emin olduktan sonra üstüne deniz kabuklu şablon uygulaması yaptım. Bodrum mavisi denir mi bu renge acaba? Ya da en sevdiğim mavi desem?




Üzerini verniklemek gerek, çünkü çay, kahve vb. leke yapıcı bir şey dökülürse boya onu emebilir ve leke kalıcı olur. Ha, sen yaptın mı derseniz, hayalimdeki vernik ile henüz tanışmadığım için malesef, yapamadım.
İyi bir vernik tavsiyesine ihtiyacım var, sarı leke bırakmayanından...

Deniz havası bizimle olsun, haydi hep birlikte iyotlu kokuyu çekelim içimize.
Sevgiler.
Pınar

15 Aralık 2015 Salı

Sipariş aldım, yılbaşını kutladım! : Baykuşlu yılbaşı tepsileri


Bazen çok güzel zaman geçirdiğin bir dönemde bir anda bir değişiklik olur, yukarılarda seyreden o muhteşem enerji yerle bir olur. Bazen her şey adaletli yerli yerinde olduğu zamanlarda bir anda adaletsizce olduğu düşünülen bir şey gerçekleşir ve üst üste konmuş bloklar bir anda darmadağın olur.

Vücudum çok yorgun olduğu halde haftaya çok keyifli başladım. Öforinin nedenini tam bilemesem de haftasonu katıldığım eğitim çalışmasının etkisi olduğunu düşünüyorum sık sık. Ve şimdi de yaşadığım şey, benim eğitim sürecinde aldığım çokça şeyin gözlerimin önünden geçmesine neden oldu. "Dur!, Düşün!, Neden böyle tepki verdin?, Neden bu durum seni bu kadar etkiledi?" Çünkü vücudumdaki bir takım belirtilere bakacak olduğumda somatik belirtilerin anında vuku bulduğunu gördüm; midede kramplar gibi.

Tam da güzel güzel blog için yazı yazacak, hayatın neşesinden, keyfinden, hoş yanlarından bahsedecektim. Nahoş taraflardan değil.

Deneyeyim mi?

Çok uzun zamandır boyama yapmıyorum. Hatta herhangi bir çalışma yapmıyorum. -657'den bahsetmediğimi herkes biliyor elbette...

Ama derken derken, bundan iki hafta önce aldığım bir mail ve eve geldiğimde fark ettiğim bir arama (Yine 657 nimetlerinden sayarsak gün içinde cep telefonu kullanamıyorum.) beni boyama yapmaya hazırladı. Geçen sene benden tepsi satın almış olan İpek Hanım yine yılbaşında hediye vermek üzere tepsi istiyordu. Ve aynı tepsilerden istiyordu. Yedi tane.

Fakat ben taşınma esnasında boyaları kaybettim, bazıları bitti, şablonumun nerede olduğunu zaten bilmiyorum; bu nedenle kendisinden yeni bir çalışma yapabilmek için izin istedim.

Bir takım resimler gönderdim ve o şunda karar kıldı:




Daha sonra çalışmaya başladım. Yeni evde eşya bulmak çok zor, boyalar nerede, fırçalar nerede, o nerede bu nerede derken başladım boyamaya.



Bu sefer dekopaj yaptım. Çünkü baykuşların üzerindeki geometrik desenleri ince çalışamazdım. Öbüt türlü de baykuşların bir özelliği kalmazdı.



Tepsinin kenarlarına sarı sim sürdüm. Çok belli olmayan ancak çok güzel ışıltı katan bir uygulama oldu. E, yılbaşı. Yılbaşında süs olmaz mı?



Daha sonra simden biraz da tepsinin tabanında kullandım. Bunun bir nedeni de vernikleme esnasında beni yanlış yönlendiren bir el sanatları eğiticisinin sözlerini dinlemiş olmamdı.

Çünkü o bana demişti ki; cam cila kullan, o iyidir.

Hayır, hayır, hayır! Bundan sonra asla hobi merkezleri haricinde bir yerden vernik almam, asla cam cila gibi, klasik ahşap vernikleri gibi vernikler kullanmam. Her seferinde çalışmam ne kadar güzel olursa olsun, o vernikler yüzünden hep sıkıntı yaşadım. Kendime yaptığım pek çok eşyaya düzenleme yapmak zorunda kaldım. Bu nedenle hayır, fırça temizlemede tiner gerektirecek herhangi bir cila kullanmayacağım bundan sonra.



Bu tepsiler için de aynı şey geçerli. Vernik işi biraz canımı sıktı. Ama nihayetinde güzel oldu.

Bugün de postaladım İstanbul'a, umarım bir problemle karşılaşmayız.
Bir tepsi ve sipariş macerası da böyle işte.
Nasıl oldu acaba, güzel güzel bir blog yazısı yazmış olduk mu?
Sanki midemdeki ağrı da biraz hafifledi.
Boşuna bu meslekte değiliz değil mi, her şey "psikolojik"!!!

Sevgilerimle,
Pınar


20 Şubat 2015 Cuma

eski sandalye- yeni sandalye

Babaannemin evinden üç beş hırsızlık yapmıştım, Aydın'a taşınırken. Bayılarak kullandığım antika berjerlerim salonda. Onların ahşap ceviz görüntüsünü bozmaya kıyamadım, sadece kumaşlarını kaplatmıştım. Koltukların ahşap yerlerine sadece arada bir zeytinyağı ile eskimiş yerlerine bakım yapıyorum (evet, yüz maskesi tarifi gibi oldu; 2 tatlı kaşığı bal, biraz limon...) :), o kadar. İlk planım beyaza boyamaktı, ama şimdi göz diktiğim bu koltukların takımı olan bir üçlü büyük ve iki tane de tekli koltuk daha var, onları alıp beyaz hayallerimi onlarda gerçekleştirmeyi planlıyorum.

Bu yazının konusu olan zavallı iki sandalyecik de babamın alalım alalım belki bir gün lazım olur diye ( bütün ailenin pis huyları bende toplanmış!) arabaya attığı, yine babaannemin bağışlamasıyla eve gelen eşyalar. üç yıldır dokunamadım. Önce boyadım, olmadı, beğenmedim, sonra eskittim ı ıh, göze güzel gelmedi, kumaşları ne olacak, kaplatmaya da göndermek istemiyorum, kıytırık kıytırık nasıl getirdin diyecekler, zaten kafamdaki şeyi paylaşmak istemiyorum, çünkü anlamıyorlar; ben de tamam o zaman dedim ve işe önce bir zımba makinesi alarak başladım.

Sonra iş kumaş bulmaya geldi. Ama nasıl tezcanlıyım, nasıl tezcanlıyım. Mümkün değil, dışarı çıkıp da kumaş aranamayacağım. O zamaaann, dedim, evdeki bu sefer de anneden aşırılan kumaşları meydana çıkardım. Fakat onların hiçbiri uygun değildi. En sonunda tadilata uğrayacaklar arasına attığım eski bir elbisem gözüme çarptı. Baktım, öyle pek de onarılacak bir yanı yok, hadi bakalım, denemelere başlayabilirim dedim. Zımba yapmak o kadar eğlenceli ki! Dikiş dikmeyi de çok severim ama zımba yaparken ki, baktın fazla mı geldi, kes çıkar o kısmını, baktın yamuk mu oldu, amaaaan canım, ne olacak (tabii ki bu kullanılan kumaşla doğru orantılı, aman yanlış anlama olmasın.) rahatlığı bana çok iyi geldi.


 Sandalyelerin oturma kısımlarını hemen bir saat içinde kaplamış oldum. Muhit Bey bu işe pek mutlu değil, çünkü daha önceden sandalyenin üzerinde olan kumaş tam da tırnaklarını törpüleyebileceği dokulu bir kumaştı. Bkz, 1. resim. Şimdi her ne kadar denese de tırnaklarını kumaşa gömmeyi beceremiyor, gerçi o da azıcık tırnakların uzamasına bakar ama... Bakalım bir yolunu bulacak mı?


Ahşap iskelete gelince... Aslında bu şekilde boyamaya devam edip düzeltmeye çalışabilirim fakat adam edeceğim diye o kadar çok boya harcadım yine de istediğim görüntüyü sağlayamadım. Şimdi her şeye yeni baştan başlayıp zımpara yapıp, düzeltip tekrar boyamayı düşünüyorum.

Bu arada her iki fotoğrafta da (Önce-Sonra), çalışma odamın incilerini döktüğümü fark ettim. Annem bu blogu görse, bu dağınıklığını insanlarla paylaşmaya utanmıyor musun diye paylayabilirdi beni:) Ama anlatamıyorum ki, çalışma odası dediğin dağınık olur, adı üstünde, çalışma var orada :)

Sevgilerimle,
P.

18 Şubat 2015 Çarşamba

ekmek kutusu

Bu seferki iş beni epeyce uğraştırdı. Gerçi benim üşengeçliğim ve yapılması gereken bir takım gerekli şeyleri yapmayıp hemen bitirmeye çalışmak da işin içinde elbette. Ama ne oldu, yapmadığım her şeyi ileri aşamalarda illa ki yapmak zorunda kaldım.

Ne yapmak gerekiyordu, zımparalamak ve astar atmak. Peki ben ne yaptım, hemen boyamaya geçtim. Her zaman kullandığım boyam bu kez beni hayal kırıklığına uğrattı. Sanki seyreltilmiş gibi bir türlü kapatmadı ahşabı. Fakat öyle ya da böyle ilerleyen aşamalarda o zımpara yapıldı ve o astar atıldı.


Sevgili "He he hee, yine pembe yapmışsın" dese de, hayır pembe değil kırmızı. Ha, ne fark eder, yine renkli bir şey oldu. Beyaz beyaz diye ölüp bitsem de sanırım içimdeki canavarı durduramıyorum.

Peçete dekupaj, boyama ve boya sonrası hemen eskitme yaptım. Boyanın kurumasını beklemedim. Bu sayede daha kolay eski hale getirebildim. Henüz üzerinde vernik yok. Yat verniği ile en son yaşadığım kötü deneyimden sonra bu konuda oldukça temkinli davranmaya çalışıyorum.

Tam olarak bitmedi gözümde aslında, ufak tefek birkaç ekleme gerekiyor sanırım. Ama uzun zamandır masamda, aklımda duran bir şeyi daha neredeyse tamamlayıp kenara koyabileceğim. Bu bile hiçbir şeye yetişemediğimi düşündüğüm bir dönem için beni motive ediyor.


Yarın benim doğum günüm, ve Tanrı biliyor, tek bir dileğim var.
Sevgilerimle,
P. 



1 Temmuz 2014 Salı

Anahtarlarımız kaybolmasın!



Ev, iş, güç, yaz, tatil, bahçe işleri, kedi işleri derken yazmak zor tabi...
Hava çok sıcak. Evet, her yıl aynı şeyi yaşıyorum ben, herhalde ömrümün sonuna dek hep böyle devam edecek. Yaz gelene kadar yaza methiyeler methiyeler ama o sıcaklar bastırdı mı, hele ki Ege'de bazen çekilecek gibi olmuyor.
Ama yine de, güneşin varlığını bir şeye değişmem..



Bunu uzun zaman önce boyamıştım ama yat verniğinin kokusuna dayanamıyorum evde kedi olduğu için de sağı solu açamıyorum, bu yüzden vernik yapmam uzun sürdü. Bitmeden de buraya yeni yazı eklemek istemedim.
Bu da böyle bir anahtarlık oluverdi işte...

Sevgilerimle,
P.

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Mor Tepsi


Bu tepsiyi yenileme çalışması olarak yaptım. Altında eskiden boyanmış bir desen vardı, biraz da zedelenmişti. Ben de yeniden boyamak istedim.


Nasıl yaptım; ortasında peçete dekopaj çalışması var. Kenarlarını koyu mor rengine boyadım, biraz da mor-gri renkte bir yaldızla parlattım. Taban çevresinde de mor puntiyeli bir şerit var.


Sevgilerimle,
P.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Marine Temalı Masa


Aslında hiçbir yerde kullanmak istenmeyecek bir masaydı bu. Hele ki biz bir şeyleri süsleyelim püsleyelim, öyle kullanalım diyoruz, ben bunu bir yerlere sığdıramazdım.



Arkadaşım teknesinde kullanacaktı, ben bunu bu şekilde sana vermem dedim. Madem teknede kullanacaksın, mavili bir şeyler olması lazım.

Önce kabaran yerlerini kazıdım, kaldırabildiğim kadar alttaki ham ahşabını çıkartmaya çalıştım.
Daha sonra zımparaladım ve kenarlarına sentetik macun çektim. Birkaç gün bekledim ki macun kurusun. Bu esnada masanın ayaklarını maviye boyadım.



Macunlar iyice kuruduktan sonra ponpon fırça ile yüzeyini krem/ bej tonlarında bir renge boyadım. Kıllı fırça kullanamdım çünkü yüzeye öncesinde bir koruyucu sürmedim. Ve fırça izi çıksın istemiyordum. Bu yüzden iki kat ponpon fırça ile üzerinden geçince hem yüzeydeki o mermer görünümü gitti, hem de fırça izi çıkmadı. Keçe rulo fırçalar var, onlarla da yapılabilir, ki daha kısa sürede biter. Bende fırça olmasına rağmen uzun süredir onu kullanmadığım için unutmuş olmalıyım, ponpon fırça gözümün önündeydi, hemen onunla boyayıverdim.


Daha sonra marine desenli peçeteyi üzerine yapıştırdım. Ama cidden sıkıntılı bir iş. Önceden yüzeye bir miktar tutkal sürüp ardından hemen ıslaklığı kaybolunca hava almayacak şekilde yapıştırmak gerekiyor. Tabi bir de ek yerleri var. Yamultmamak gerek, sınırlarını düzgün yapıştırmak gerek.. İlk yapıştırdığımda ek yerleri belli oluyordu. Üstünden bir kat daha tutkal ile geçtim, Ek yerleri iyice kapandı.



Kenarlarına da fırça ile az az mavi boya sürdüm. Eskitme gibi olsun diye. Sonuçta hem marine, hem teknede kullanılacak, biraz salaş görünmesi gerekirdi. Ve yat verniği ile vernikledim. Genelde su bazlı vernik kullanıyorum, kokusu az, daha kolay kuruyor. Ancak bu masa için yeterli gelmezdi. Ve yat verniğinden çok memnun kaldım, gerçekten daha sağlam oluyor. Sadece çok parlak. Ama bu masa için o parlaklık güzel durdu.



Ve en son kenarlarına kendir ipine düğümler atıp yapıştırdım, halat gibi görünmesi için. Bulabilseydim aslında halat ile yapacaktım, ama bulamadım.Bu da fena olmadı diye düşünüyorum.


Çok abuk sabuk fotoğraflasam da masa güzel oldu diye düşünüyorum. Fatih Bey de beğenir umarım.

Elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Deneyin siz de :))

Sevgilerimle,
P.



30 Nisan 2014 Çarşamba

Marine temalı tepsi


Aynı gün, ikinci yazı...
Marine temalı ürünler, deniz, güzel hava (yağmurlu ama yine de güzel), yaz falan derken, biraz fotoğrafları kurcaladım bu tepsiyi buldum. Bu yüzden bunu da eklemek istedim.





Tepsinin zeminini kenarlarından farklı olarak beyaza boyamak zorundaydım, aksi halde üzerine yapıştırdığımız peçete kırmızı boyanın altında boğulur, kaybolur giderdi.

Bunu yazlıkta kullanıyor bizimkiler.


Sevgilerimle,
P.

posta kutusu

Yaz geliyooor!
Aylardır özlemle bekliyorum, mayıs da kapıya dayandıgına gore artık mayolar, bikiniler, parmak arası terlikler, cıvıl cıvıl elbiseler depolardan, dolapların içlerinden çıkacak; az kaldı! O zaman denizle ilgili her şeye yeniden kucak açalım bence. Karpuzlar, erikler, kirazlar çıksın (gerçi erik var artık.) Ve şikayet edelim hava yine çok sıcak, çok bunaldık diye...




İşte hep yaz özlemi ile bu posta kutusunu da marine temalı boyamak istedim. Böyle yatlar, kabuklar, istiridyeler ile birlikte..
 Peki neler yaptım; ahşap posta kutusu akrilik boya ile boyadım. Üstüne dekupaj ve hamur kabartma uyguladım. Yanlardaki deniz kabukları da Karaburun'dan, babam kendisi için toplamıştı ama ben ondan önce davranıp kabuklara el koydum.
Hadi artık, bir an önce denizin mis gibi kokusunu içimize çekelim.


Sevgilerimle,
P.


9 Ocak 2014 Perşembe

çiçekli sandık

Bu sandığın ikinci kez boyanışı bu. Ve bir düzeltme yapmam gerekirse aslında henüz bitmedi. Bir iki süsleme daha yapacağım ama bir türlü elimi atamadım sandığa, gelecekte bir gün tamamlayacağım..
Peçete dekupaj yaptım sadece. Arada kalan parçalara da mumla eskitme yaptım, ama başka bir fikrim var bitirince yeniden paylaşacağım.



Sevgilerimle,
P.

3 Ocak 2014 Cuma

ahşap tepsi


Fotoğraf flu, sanırım çözünürlüğünü ayarlayamadığım için bu şekilde çıktı. Yeni fotoğraf ekleyemiyorum çünkü tepsi artık elimde değil :)

Şimdiye dek yaptıklarım arasından en beğendiğim tepsi bu oldu. Tepsi boyamak ahşap boyamanın başlangıcı gibi ya da benim algım öyle. Çünkü illa ki bir tepsi boyama vardır bu işle uğraşanların elinde. Babam da isyan ederdi ev tepsi doldu yeter artık diye...
Neyse, zemini kahverengi boyadım. Üstüne mum sürdüm. Sonra turuncuya yakın, şeftali rengine benzer bir renge boyadım ve bulasık teli ile eskittim. Daha sonra zemine dekupaj ile renkli çıktıyı yapıştırdım, vernikledim. Kenarlarını da dantel ile süsledim.




Sevgilerimle,
P.

26 Aralık 2013 Perşembe

el boyaması ahşap tepsi


İstanbul'a, İpek Hanım'a 10 tane tepsi hazırladım ve gönderdim . Dilerim beğenmişlerdir.
İlk defa şehir dışından sipariş aldım, bu beni çok mutlu etti.:)
Gerçi aynı tepsiden 10 tane hazırlamak, onları tek tek boyamak, bir de kısa bir zamanda hazırlamak biraz zorladı. Ama nihayetinde tamamladım ve gönerdim. Yenilerini beklerim:)

Kısaca bilgi vereyim; akrilik ile el boyaması yaptım. Dekupaj falan yok. Üstündeki deseni internetten boyama dergilerinin birinin içinden buldum. Kendime aynısından yapmıştım, sipariş alınca da 11 tane kedi ve baykuş boyamış oldum.
Kedi sevgisi evet güzel, ama zaten evde sürekli meaaavvv möööövvv şeklinde dolaşan bi siyamım var, artık kedili bir şeyler boyamam kendime.
 

Sevgilerimle,
P.