Uzun zamandır kendime, çevreme, doğaya, hayvanlara zarar verebileceğini düşündüğüm bir şey varsa onu satın almamaya çalışıyorum.
Ekonomik sebeplerle değil. Yani kemer sıkmaktan bahsetmiyorum.
Gerekmediği için almıyorum. Yani... Almamaya çalışıyorum.
Dolabıma
giysilerimi sığdıramayıp bir de üstine "Giyecek bir şeyim yok." diye
ağlanmamın dışarıdan bakıldığında ne kadar saçma olduğunu
görebildiğimden beri yapıyoeum bunu. Evet, dışarıda bir sürü güzel giysi
var, moda değişiyor, hele şimdi yaz geliyor, elbiseler cıvıl cıvıl.
Almıyorum. Almayacağım. Çok var. Kırmızı güllüsü yoksa sarı lalelisi
var. Yetmez mi?
Mutfak eşyası... Dolaplarıma sığdıramadığım kadar çok tabak çanak sahibiyim. Gözüm doyuyor mu? Doymuyordu, ama yeter dedim.
Artık
eve hediye gelen nevresim takımlarını beğensem de paketlerini
açmıyorum. Sonra depolama ihtiyacımı gideremediğim için daha da çok
eşyaya ihtiyaç duyuyorum. Hediyelikleri başkalarına hediyelik
götürebilmek için özenle saklıyorum.
Temizlik
malzemelerinin cazibesine kendimi kaptırıp da evin içini türlü çeşitli
kimyasal parfümler içeren deterjanlar, oda kokularıyla doldurmuyorum.
Klorak konusunda bir aşama kaydedemedim, ne yazık ki bazı konularda onun
yerine sirke ve karbonat kullanmak işe yaramıyor. Bu konuda üzgünüm
gerçekten.
Kitap satın alma konusunda cömertim. Fazlalıkları ihtiyaç duyanlara veriyorum.
Tohum meselesi var bir de. Beni bu yazıyı yazmaya iten...
İki
sene önce agaclar.net isimli internet sitesinden edindiğim tohumlarla
bir sevdaya kapıldım. Türlü çeşitli, hiçbiri hibrit olmayan bir sürü
tohum edindim. Ne yazık ki o dönemde eşim görev nedeniyle bir yıl kadar
yanımda değildi. Ben de bahçe ile ilgilenemediğim için tohumlarımı
balkonumda besledim, büyüttüm. Bahçe gibi verimli olmadı, elbette. Sonra
o bahçeyi satalım da daha büyük bir yer alalım dedik. Satılır da
güzelim tohumlarım giderse diye bu sene de el atamadım bu işlere.
Gelgelelim bir süre verdim eşime. Yaz bitimine dek eğer satamazsak
bahçemizi tohumlarımı değerlendirmeye başlayacağım.
Ne
alıyoruz dedik ya, toprak aalım işte. Gelecekte dünyada gıda savaşları
yapılacağını düşünürsek bir avuş toprak dahi karnımızı doyuracak belki
de. Toprak alalım, tohum alalım.