Bir süredir düzenli bir şekilde permakültür, doğal tarım,
geri dönüşüm, toprağa ve dolayısıyla insanlıga zarar verebilecek
kimyasallardan uzak durma adına araştırmalar yapıyoruz. Bu doğrultuda
edindiğimiz bir bahçemiz, çimlendirmeye çalıştığımız bir dizi tohumumuz,
iyileştirmeye çalıştığımız ağaçlarımız var.
Aynı zamanda
evimizden klorak (nam-ı diğer çamaşır suyu), yağ çözücü, kireç çözücü vb
malzemeleri de çıkardık- çıkarıyoruz. Alışkanlıklardan kopmak kolay
değil.
Alışveriş kısıtlaması yapıyoruz.
Geri dönüşüm fikirlerini uygulamaya çalışıyoruz. Hele ki internette bütün bu bilgilere ulaşma lüksü muhteşem.
Edindiğimiz bir bahçemiz dedim...
Bir
yıl önce hali hazırda bir dizi ağaçla birlikte bir miktar toprağa sahip
olduk nişanlım ile beraber. Yaz dönemi gelince de minik bir bostan
girişiminde bulunduk. Elimize yüzümüze bulaştırdık tabi.
karmakarışık
ve ürün alamadığımız bu girişimin sonucunda bu iş böyle olmaz dedik ve
araştırmaya başladık. E tabi, evde ilaca karşıyız, yediğimiz içtiğimizde
kat kat karşıyız. Kaldı ki öyle olacaksa ne diye kendimizi yoralım
uğraşalım, çıkar marketten alırım hormonlu hormonlu oh, emek harcamaya
ne gerek...
Bu yüzden okuduk okuduk, yeni şeyler öğrendik.
Tohum
nasıl çimlenirden, ilaçsız meyve/sebze koruyucularına, evde
yapılabilecek böcek kaçırtıcılara, iyi böceklerden kötü böceklere,
kardeş bitkilerden yükseltilmiş sebze yataklarına... Bir sürü şey
öğrendik.
Geçen yıl yaşadığımız fiyaskoyu saymazsak, acemiliktir geçer deyip, bu kış yeni baştan başlıyoruz toprak ile uğraşmaya.
Biraz deneme yanılma ile okuduklarımızı hayata geçirme planımız var. Bu doğrultuda ilerleyeceğiz.
Neler olacağını gerçekten çok merak ediyorum, çünkü bizim gibi şehir çocukları için fazlaca gayret isteyen şeyler bunlar.
Yılmamayı diliyorum.
---
 |
| Annemin tablosu |
O zaman şöyle diyelim,
Merhaba toprak, aranıza hoş geldik!